Global Levha Tektoniği ve Sismisite

Sismoloji, levha tektoniği teorisinin ortaya atılmasında ve ispatlanmasında önemli bir yer kapsamaktadır. Levha tektoniğinin temel prensibine göre; litosfer, astenosfer üzerinde hareket eden levhalardan oluşmuştur. Ana levhaların en büyüğü Pasifik levhası olup, diğer büyük levhalar; Avrasya Levhası, Kuzey Amerika Levhası, Güney Amerika levhası, Hindistan-Avustralya Levhası, Antartika levhası ve Nazca Levhası şeklinde sıralanabilir. Ayrıca çeşitli büyüklükte küçük levhalar da vardır.

 

Global Levha Tektoniği

Depremler genelde bu sınırlar boyunca oluşan tektonik hareketlere bağlı olarak gelişir. Levhalar arasındaki sınırlar üç ana başlıkta toplanabilir.

 

Değişik levha hareketleri, a) uzaklaşan sınırlar, b) yaklaşan sınırlar ve c) geçiş sınırları

 

Uzaklaşan () Sınırlar

Levhaların biri diğerinden uzağa doğru hareket eder. Uzaklaşan sınırlar okyanus ortası sırtlarla ve kıtasal açılımlarla (rift) karakterize edilirler. Buralarda açılma eksenleri boyunca oluşan çekme gerilimleri nedeni ile normal faylanmalar gözlenir.

 

Yaklaşan (Convergent) Sınırlar

Bu durumda okyanussal levhanın kıtasal levhaya veya iki kıtasal levhanın veya iki okyanussal levhanın birbirine yaklaşması söz konusudur.

 

Geçiş (-) Sınırları

Levhaların birbirine göre göreceli hareket ettiği bu kuşaklar dönüşüm  (transform) faylar olarak bilinirler. Kıtasal dönüşüm fayların en iyi örneği Kuzey Anadolu ve San Andreas faylarıdır.

 

Global levha tektoniği haritası (Bayrak, 1998)

 

Okyanusal levhaların yoğunluğu daha fazla olduğundan, okyanus-kıta levhalarının yakınlaştığı yerlerde okyanusal levha alta dalar. İki kıtasal levhanın yakınlaştığı bölgeler kıtasal çarpışma kuşakları olarak bilinir ve bu çarpışma sonucunda dağlar oluşur. Alp-Himalaya kuşağı kıtasal çarpışmanın en iyi örneğidir. İki levhanın birbirine dokunduğu yerlerde ters faylar, iki levhanın birbirine sürtündüğü kısımlarda doğrultu atımlı faylar ve hendek (trenç-trench) boyunca ve yay (ark-arc) ötesinde normal faylar gözlenmektedir. Buralarda oluşan depremler doğrultu atımlı faylanma mekanizması gösterirler.

 

Levha sınırlarında gözlenen hareketler

 

1960’lardan sonra bilgisayar kullanımının sismoloji alanına girmesi ve kayıt istasyonlarının artması depremlerin yerlerinin doğru bir şekilde belirlenmesini sağlamıştır. Aşağıda yer alan ilgili görselde 1900-1992 yılları arasında oluşan depremlerin (M>6.0), büyüklüklerine göre episantr dağılımı haritası gösterilmiştir.

 

Yaklaşan sınırların farklı şekilleri

 

Depremler genellikle konuya eklediğimiz görselde gösterilen levha sınırlarında oluşmaktadır. Bu yüzden son yıllarda hazırlanan global episantr dağılım haritaları levha tektoniği tezini desteklemektedir.  Magnitüdleri 6.0-7.0 arasında değişen depremler hemen hemen tüm tektonik kuşaklar üzerinde oluşabilmektedir.

 

1900-1992 yılları arasında dünyada oluşan büyük depremlerin (M>6.0) episantr dağılımları

 

Magnitüdleri daha büyük olan depremler (M³7.5), yaklaşan levha sınırlarında ve kıtasal dönüşüm faylar üzerinde gözlenmiştir. Okyanus ortası sırt ve yükselimlere bağlı olarak meydana gelen depremlerin magnitüdleri genellikle 7.5’ dan daha küçüktür. Episantr dağılım haritasında, bu bölgelerde görülen büyük magnitüdlü depremlerin (M³7.6) bazıları 1960’lı yıllardan önce rapor edilmiş, bazıları ise bu depremlere bağlı olarak geliştirilen ampirik bağıntılar kullanılarak hesaplanmıştır (Bayrak, 1998).

Bir önceki yazımız olan Fay ve Türleri başlıklı makalemizde türleri, doğrultu atımlı fay ve fay türleri hakkında bilgiler verilmektedir.

yorum Yap