Doğal taşların jeo-litolojik olarak sadeleştirilmiş sınıflaması

Yerkabuğundan farklı yöntem ve tekniklerle çıkarılarak çeşitli amaçlar için kullanılan endüstriyel hammaddeler içinde “doğal taşlar” önemli bir yere sahiptir. Doğal taşlar, işlenebilirlik, dayanıklılık, koruyuculuk, yalıtıcılık özellikleri, iyi parlatılabilmesi, farklı renk ve desen çeşitliliği ile taşıdığı estetik görünümü sayesinde insanoğlunun varoluşundan günümüze kadar her zaman yaşamının vazgeçilmez bir parçası olmuştur.

Doğal taşların jeo-litolojik olarak sadeleştirilmiş sınıflaması
(TS EN 12440 ve TS EN 12670’e göre)

1800’lü yıllara kadar blok taş olarak çıkarılıp “masif” eleman olarak kullanılan doğal taş, bu tarihten sonra endüstri devriminin de etkisiyle masif elemandan çok “kaplama” elemanı olarak kullanılmaya başlamıştır. Son yıllarda, özellikle çevre bilincinin gelişmesi ve doğaya geri dönüşümün başlamasıyla doğal taşın kullanım alanları hızla artış göstermiştir.

 

Doğal taşla kaplanan yüzeyler diğer alternatif malzemelere göre çok daha uzun ömürlü ve ekonomik olmasının yanı sıra daha estetik ve prestijli görünüme sahiptirler. Boyutlandırılmış doğal blok taş ya da kısaca doğal taş tanımı içine, gerçek mermerler, travertenler-oniksler, renkli kireçtaşları (kalkerler) ve dolomitler, silisli ya da sert taş olarak bilinen magmatik, volkanik ve bazı metamorfik taşlar (granit, gabro, andezit, bazalt, gnays, migmatit vd.) ile kumtaşları ve konglomeralar (puding ve breş) girmektedir.

 

Buna karşılık, daha çok yapılarda ve çevre düzenlemelerinde, çatı örtüsü ile dekorasyon amaçlı kaplama ve süsleme malzemesi olarak kullanılan kayrak (kayagan) taşları (arduvaz-sleyt), ince tabakalı plaketli kireçtaşları ve metamorfik şistler ile parke, bordür ve zar taşı olarak kullanılan sert doğal taşlarblok taş (dimension stone)” tanımının dışında kalmaktadır (Angı, 2007)

 

Kullanım alanına göre doğal taşlardan, daha çok magmatik kökenli sert taşlar (granit, siyenit, gabro, diyabaz, andezit vb.) başlıca kamusal alanlarda (hastane, postane, vb.) ve araç-insan trafiğinin yoğun olduğu yapılarda (hava alanları, terminaller, alış veriş merkezleri vb.) kullanılırken, özel yapılarda (evler, oteller, iş merkezleri, şirket binaları vd.) ise gerçek mermerler, renkli kireçtaşları, travertenler ve oniksler daha çok tercih edilmektedir (Angı, 2007).

 

Türkiye doğal taş sektörünün madencilik sektöründeki payı günümüzde % 50’den fazladır. Güncel olarak, 650 civarında farklı renk, desen ve litolojiye sahip doğal taşın mevcut olduğu ülkemizde, 2014 yılı Kasım ayı itibariyle yaklaşık 2500 civarında ocak (bunların 58 tanesi granit blok taş ocağı olmak üzere), 1800 civarında fabrika ölçeğinde işletme ile 8000 civarında orta ve küçük ölçekte atölye sektörde faaliyet göstermektedir (İMİB, 2015; MİGEM, 2015).

 

2014 yılı itibariyle, Dünya doğal taş üretiminde Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan’dan sonra yaklaşık 11.5 milyon ton (bunun yaklaşık 250 bin tonu granit blok taş üretimi olmak üzere) ile 3. sırada bulunan Türkiye, bu dönemde, ham blok, yarı işlenmiş ve işlenmiş doğal taş ürünlerinden yapmış olduğu yaklaşık 2.13 milyar ABD doları ihracat değeri ile de küresel ölçekte Çin Halk Cumhuriyeti ve İtalya’dan sonra yine 3. sırada yer almaktadır.

 

İhracatı yapılan doğal taş ürün gruplarının büyük bir bölümünü karbonat kökenli gerçek mermerler, kireçtaşları, travertenler ve oniksler oluşturmaktadır. Söz konusu dönemde, doğal taş ihracatının yapıldığı ülkelerin başında 828 milyon dolarla Çin Halk Cumhuriyeti gelmektedir. Bu ülkeyi sırasıyla, 324 milyon dolarla ABD, 112 milyon dolarla Irak, 110 milyon dolarla Suudi Arabistan ve 55 milyon dolarla Hindistan izlemektedir (İMİB, 2015; MİGEM, 2015).

 

Buna karşılık, 2013 yılı itibariyle, Türkiye’nin diğer ülkelerden yapmış olduğu doğal taş ürünlerinin ithalat değeri yaklaşık 250 milyon dolar ile Dünya genelinde 21. sırada bulunmaktadır. İthalatı yapılan doğal taş ürünlerinin çok büyük bölümünü sert doğal taş grubundaki granit, gabro ve metamorfik türdeki gnays ve migmatitler oluşturmaktadır. Bu doğal taş ürünlerinin ithalatının yapıldığı ülkeler arasında, Hindistan 1. sırada, Çin Halk Cumhuriyeti 2. sırada ve İspanya ile birlikte Brezilya ise 3. sırada bulunmaktadır (MİGEM, 2015).

Türkiye’nin türlerine göre blok taş üretim bölgelerinin dağılımı
(MTA, 2006’dan değiştirilerek).

Türkiye, jeolojik yapısı itibariyle çeşitli renk ve desende zengin doğal taş rezervlerine sahiptir (Şekil 1.2). Jeolojik ve tektonik evriminin sonucu olarak, ülkemizde özellikle geniş gerçek mermer yatakları bulunmaktadır. Devoniyen ve Paleojen jeolojik devirleri arasında kalan jeokronolojik süreçte oluşan bu rezervlerin bir kısmı kırık, kıvrım ve bindirme zonları içinde yer almaktadır. Bu zonların dışında kalan rezervlerin bazıları, tarihsel dönemlerden günümüze kadar işletilegelmiş ve halen işletilmeye devam edilmektedir.

 

Ülkemizde, karbonat bileşimli, başkalaşım (metamorfizm) aşamasını tamamlamış, kristalin dokulu ve bilimsel olarak gerçek mermer özelliği taşıyan bu yatakların, “masif” niteliği gösteren alanlarda (Menderes Masifi gibi) kümelendiği görülmektedir. Türkiye’de, blok taş üretimine uygun geniş yayılımlı ve büyük rezervli kireçtaşı oluşumları ise genellikle Jura-Kretase ve Eosen yaşlı istifler içerisinde bulunmaktadır. Mikro ve makro fosil içerikli, çoğunlukla açık gri, pembe ve bej renkli olan bu kireçtaşları; Bursa, Bilecik, Balıkesir, Eskişehir, Ankara, Konya, İzmir, Manisa, Adana, Elazığ ve Diyarbakır çevresinde yayılım göstermektedir.

Bir önceki yazımız olan Mineral Crystals başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

yorum Yap